
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı
Abdulkadir Uraloğlu, 5G’nin Türkiye’nin üretim gücünü, hizmet kalitesini ve
teknolojik rekabetçiliğini aynı anda yükselten bir kalkınma altyapısı olduğunu
vurguladı. Bakan Uraloğlu, “1 Nisan 2026 tarihinde ilk sinyalini alacağımız 5G
hizmetlerini de 2 yıl içerisinde ülkemizin her bir noktasında hizmete sunmayı
hedefliyoruz” dedi.
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı
Abdulkadir Uraloğlu, Vodafone'un, “5G Çağı: Yeni Nesil Bağlantı ile Yeni
Ufuklar” teması altında düzenlediği Vodafone Business Tech Connect Ankara
etkinliğinde konuştu.
“Özelleştirilmiş 5G Ağları,
Operasyonel Mükemmelliği Mümkün Kılıyor”
Bakan Uraloğlu, dünyanın
endüstriyel robotlardan özelleştirilmiş mobil şebekelere, kritik altyapı
yönetiminden otonom sürüş teknolojilerine kadar uzanan bir dönüşümün eşiğinde
olduğunu ifade etti. Uraloğlu, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
“Bu yenilikler, yalnızca
teknolojik bir sıçrama değil, insanlığın geleceğini şekillendiren yepyeni bir
eşik. Endüstriyel robotlar, üretim hatlarını akıllı hale getirerek verimliliği
katlarken, özelleştirilmiş 5G ağları, işletmelerin kendi ihtiyaçlarına göre
tasarlanmış bağlantı çözümleri sunarak operasyonel mükemmelliği mümkün kılıyor.
Kritik altyapı yönetimi, enerji şebekelerinden su sistemlerine kadar her alanda
gerçek zamanlı izleme ve müdahale ile güvenliği artırırken, otonom sürüş
teknolojileri, ulaşımı daha güvenli, verimli ve erişilebilir hale getiriyor.”
Söz konusu teknolojilerin,
birbirine bağlı bir ekosistem oluşturarak, günlük hayatı, ekonomileri ve
toplumları kökten değiştirdiğini kaydeden Uraloğlu, “Bu yeniliklerin önemi,
yalnızca verimlilik artışı ile sınırlı değil; aynı zamanda sürdürülebilir kalkınmanın
anahtarı.” dedi.
Endüstriyel robotların tehlikeli
işleri üstlenerek işçi güvenliğini artırmasından ve atık azaltımı sağlayarak
çevreye dost bir üretim modeli oluşturmasından örnek veren Bakan Uraloğlu,
sözlerine şu şekilde devam etti:
“Otonom araçlar, trafik
kazalarını yüzde 90'a varan oranlarda azaltma potansiyeli taşıyor, böylece hem
can kayıplarını önlüyor hem de sağlık sistemlerine yükü hafifletiyor.
Özelleştirilmiş 5G ağları ise, akıllı fabrikalarda makineler arası iletişimi
kusursuzlaştırarak, üretim kesintilerini minimize ediyor ve küresel tedarik
zincirlerini daha dayanıklı kılıyor. Bu teknolojiler, dijital dönüşümün
vazgeçilmez unsurları olarak, rekabet üstünlüğü sağlayan bir vizyon sunuyor. Bu
teknolojik sıçramanın ekonomik yansımaları ise gerçekten çarpıcı ve geleceğe
dönük büyük bir potansiyel barındırıyor.”
“2030 Sonunda 6,3 Milyar 5G
Abonesine Ulaşılması Bekleniyor”
Uluslararası kuruluşların
geleceğe yönelik tahminlerinin, 5G mobil bağlantılarının ve penetrasyon
oranlarının dünya genelinde önemli ölçüde artacağını gösterdiğini dile getiren
Bakan Uraloğlu, “Sektör raporları, küresel 5G bağlantı sayısının 2029 yılına kadar
yaklaşık 8,5 milyara ulaşacağını ve bu rakamın tüm kablosuz teknolojilerin
yaklaşık yüzde 59'unu temsil edeceğini öngörüyor. Abonelik bazında ise 2030 sonunda 6,3 milyar
5G abonesine ulaşılması, bu sayının toplam mobil aboneliklerin yüzde 67'sini
oluşturması bekleniyor.” diye konuştu.
Küresel 5G altyapı pazarının
değerinin de 2025 yılında yaklaşık 47 milyar ABD doları olarak tahmin
edildiğine dikkati çeken Bakan Uraloğlu, “Bu rakam, bu teknolojilerin yalnızca
bir araç değil, ekonomik büyümenin motoru olduğunu gösteriyor.” dedi.
“Fiber Optik Ağ Altyapımız,
Dünyanın Çevresini 16 Kez Dolaşacak Uzunluğa Ulaşmış Durumda”
Bakan Uraloğlu, Türkiye olarak,
bu küresel dönüşüme seyirci kalmak yerine, aktif bir oyuncu olmayı seçtiklerini
kaydederek açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
“Son çeyrek asırda,
Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın vizyoner liderliğinde; eşsiz
altyapı hamleleriyle Türkiye’yi dijital dönüşümün küresel öncüsü yapacak büyük
yürüyüşü başlattık ve kararlılıkla sürdürüyoruz. Bugün fiber optik ağ altyapımız,
657 bin kilometreye yani dünyanın çevresini 16 kez dolaşacak uzunluğa ulaşmış
durumda. Genişbant internet abone
sayımız 98,2 milyona, mobil abone sayımız ise 99,1 milyona yükseldi. Mobil ve
sabit hatlardan yaklaşık 82 milyar dakika konuşma trafiği gerçekleştiriyoruz.
Bu rakamlarla, Avrupa'da ortalama aylık 494 dakika mobil kullanım süresiyle
lider konumdayız. Bu yıl sonuna kadar; fiber uzunluğumuzu yaklaşık 100 bin
kilometre arttırarak 750 bin kilometreye,
genişbant abone sayımız 106 milyonun üstüne, mobil abone sayımızı ise yaklaşık 102 milyona
çıkarmayı hedefliyoruz.”
“Mobil İletişimde Hız,
Kapasite ve Hizmet Kalitesini Çağın Gerekleriyle Buluşturuyoruz”
Bütünleşik hizmet anlayışının
sahadaki karşılığını güçlendiren bir diğer stratejik adımlarının ise
Türkiye’nin haberleşme altyapısını yeni nesil teknolojilerle tahkim eden 5G
süreci olduğuna dikkati çeken Bakan Uraloğlu, “5G teknolojisini ülkemizde devreye
alarak mobil iletişimde hız, kapasite ve hizmet kalitesini çağın gerekleriyle
buluşturuyoruz. Bu geçişle birlikte iletişim hızımız yaklaşık on kat artacak;
vatandaşımız daha hızlı, daha güvenilir ve daha kesintisiz bir haberleşme
imkânına kavuşacaktır.” açıklamasında bulundu.
“5G Hizmetlerini 2 Yıl
İçerisinde Ülkemizin Her Bir Noktasında Hizmete Sunmayı Hedefliyoruz”
Bakan Uraloğlu, bu stratejik
dönüşümün mali ve kurumsal zeminini de sağlam biçimde oluşturduklarını
belirterek “Turkcell, Vodafone ve Türk Telekom'un rekabetiyle 16 Ekim’de
gerçekleştirdiğimiz 5G yetkilendirme ihalesi neticesinde 3 milyar 534 milyon
dolar gelir elde ettik. İnşallah, 1 Nisan 2026 tarihinde ilk sinyalini
alacağımız 5G hizmetlerini de 2 yıl içerisinde ülkemizin her bir noktasında
hizmete sunmayı hedefliyoruz.” ifadelerini kullandı.
“5G, Ülkemizin Üretim Gücünü,
Hizmet Kalitesini ve Teknolojik Rekabetçiliğini Aynı Anda Yükselten Bir
Kalkınma Altyapısıdır”
Uraloğlu, yoğun cihaz bağlantısı
kapasitesiyle 5G’nin Türkiye’yi dijital dönüşümün merkezine taşıyacağını
kaydetti. Uraloğlu, söz konusu teknoloji ile
tam otonom sürüş ve akıllı yol uygulamaları, uzaktan ameliyatlar gibi
hayati uygulamaların gerçek zamanlı veri aktarımıyla mümkün olacağını söyledi.
Bakan Uraloğlu, sözlerine şu şekilde devam etti:
“Sanayide akıllı fabrikalar,
üretim süreçlerini optimize ederek verimliliği zirveye taşıyacak. Tarımda
akıllı tarım uygulamalarıyla daha sürdürülebilir ve yüksek verimli bir üretim
sağlanacak. Medya sektöründe ise gazeteciler 8K görüntü kalitesinde kesintisiz
canlı yayın yapabilecek, muhabirlerimiz olay yerinden saniyeler içinde yüksek
kaliteli görüntü ve veri aktarabilecektir. Başka bir ifadeyle 5G, ülkemizin
üretim gücünü, hizmet kalitesini ve teknolojik rekabetçiliğini aynı anda
yükselten bir kalkınma altyapısıdır.”
Bu büyük dönüşümde en büyük
önceliklerinden birinin de teknolojinin sadece tüketildiği değil, aynı zamanda
yerli ve milli imkanlarla üretildiği bir Türkiye vizyonu olduğunu vurgulayan
Bakan Uraloğlu, “5G teknolojisine geçiş sürecinde, hem kamu hem de özel sektör
olarak yerli üreticilerimizi en güçlü şekilde destekliyor, şebeke
altyapılarımızda mümkün olan en yüksek oranda yerli ve milli ürünlerin
kullanılmasını stratejik bir hedef haline getiriyoruz. Bu doğrultuda, 5G
yetkilendirme ihalesinde işletmecilerimize yıllara göre artan şekilde yüzde
60’a varan oranlarda yerli malı belgeli ürün ve piyasa koşullarına bağlı olarak
yüzde 30’a varan oranlarda milli haberleşme ürünü kullanımı yükümlülüğü
getirdik.” dedi.
Uraloğlu ayrıca, işletmecilerin
kuracağı 5G mobil özel şebekelerde kullanacağı bileşenlere ilişkin
yatırımlarının milli haberleşme ürünlerinden sağlanmasına yönelik gerekli
tedbirleri alma zorunluluğu bulunduğunu hatırlattı.
Uraloğlu, elektronik haberleşme
sektöründe faaliyet gösteren firmaları ortak bir platformda buluşturan
Haberleşme Teknolojileri Kümelenmesi’nin (HTK) de; 160’tan fazla firma ve
8000’den fazla çalışanıyla sektörün rekabet gücünü arttırmayı, Türkiye’nin ihtiyaçlarını
karşılamayı, küresel yerli markalar çıkarmayı ve yerli-milli kalkınmayı
desteklemeyi amaçladığını kaydetti.
2023 yılında Bakanlık tarafından
yapılan 5G proje çağrısı kapsamında, Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme
Araştırmaları Merkezi Başkanlığı’nın Ar-Ge fonundan yerli firmalara destek
sağladıklarını belirten Bakan Uraloğlu, sözlerine şu şekilde devam etti:
“HTK ve TÜBİTAK işbirliğiyle 2018
yılında başlatılan ‘Uçtan Uca Yerli ve Milli 5G Haberleşme Şebekesi Projesi’
kapsamında, 5G altyapıları için kritik öneme sahip 5G çekirdek şebeke, baz
istasyonu, özel yönetim, servis ve operasyonel yazılım ürünleri geliştirdik.
Bunlarla birlikte, UDHAM tarafından desteklenen karayolları akıllı ulaşım
sistemleri HASDAL projesinde TÜRKSAT tarafından gerçekleştirilen çalışmalarda;
yerli 5G çekirdek şebeke ve Ulak baz istasyonlarını başarıyla devreye alarak
milli teknolojimizin gücünü bir kez daha ortaya koyduk.”
5G teknolojisini destekleyen
yerli malı belgesine sahip ve milli haberleşme ürünü tanımına uygun ürünler
geliştirmiş ya da geliştirmekte olan çok sayıda yerli üretici firma
bulunduğunun altını çizen Uraloğlu, “Yerli ve milli ürün ekosisteminde yaşanan
bu gelişmeler ve bu gelişmelerin sürdürülebilir şekilde devam etmesi,
işletmecilerimizin yatırım aşamasında bulunduğu mevcut dönemde büyük önem
taşımaktadır. Bu sayede hem teknolojide dışa bağımlılığımızı azaltacak hem de
yerli üretimi teşvik ederek ülkemizin küresel rekabet gücünü daha da
yükselteceğiz.” dedi.